Sigorta Şirketleri
       

Kategoriler

Sigorta Acenteleri

Genel Sigorta Haberleri
Hayat sigortası
Bireysel Emeklilik Haberleri
Trafik Kasko Sigortası
Sağlık Sigortası
Seyahat Sigortası
İşsizlik Sigortası
Şirket Haberleri
Zorunlu Deprem Sigortası
 
Sigorta Şirketleri » Şirket Haberleri » Dış yatırım

 

Dış yatırım

Sigortalardan.com Şirket Haberleri Dış yatırım Sigorta Şirketleri,Dış yatırım

Dış yatırım

 

Türkiye’de özel sektörü temsil eden ciddi kuruluşlar, dünyadaki ekonomik, sosyal ve finansal gelişmeleri kamuoyuna yansıtmada çok önemli görevler üstlenmektedir. Uluslararası sermaye hareketlerini izleyen, ülkemize yönelen finansal kaynakları belirleyen, çok uluslu şirketlerin etkinliğini objektif kriterler doğrultusunda analiz eden kuruluşların başında Yabancı Sermaye Derneği (YASED) gelmektedir. 20 yıldır ülkemize önemli hizmetler sunan, dış finansal kuruluşlarla temasımızda başarılı çalışmalar yapan YASED, bu hafta en güvenilir kaynaklara dayanarak, yabancı sermaye çekmede Türkiye’nin ne denli geri kaldığını bütün çıplaklığı ile ortaya koymuştur. 2000 yılı “Dünya Yatırım Raporu’nda” (World Development Report), Birleşmiş Milletler ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) Türkiye’nin dış sermaye konusunda gelecek yıllarda radikal önlemler almaması halinde büyük problemlerle karşılaşacağını göstermektedir. Başka bir deyimle son çeyrek yüzyılda siyasilerin verdikleri nutuklara, anlattıkları pembe rüyalara karşın ortada elle tutulur, gözle görülür bir gelişmenin olmadığını anlamaktayız.

Dünyadaki dağılım
Geçen yıl dünya çapında yapılan 865 milyar dolarlık dış yatırımın 836 milyar doları yine gelişmiş ülkelerde gerçekleşmiştir. Bu kategorinin başını 275 milyar dolarla Amerika çekmektedir. İkinci sırayı 82 milyar dolarla İngiltere alırken, bu ülkeyi 39 milyar dolarla Fransa, 34 milyar dolarla Hollanda, 27 milyar dolarla Almanya, 16 milyar dolarla Belçika izlemektedir. Japonya ise, geçen yıl 12 milyar dolarla yetinmek zorunda kalmıştır. Ortaya çıkan trendin ilginç bir yanı da, son 10 yılda yatırımların Avrupa’dan Amerika’ya kaymasıdır. 1989 yılında dış yatırımların yaklaşık % 45’i Avrupa’ya yönelirken, bu rakam 1999’da % 36’ya düşmüştür. Aynı süre içerisinde Amerika’nın payı ise % 25’ten % 35’e yükselmiştir. Gelişmekte olan ülkeler ise, 1999’da dünyadaki doğrudan dış yatırımların sadece % 26’sını yani 229 milyar dolarını kendine çekebilmiştir. Rakamların kıtalara ve ülkelere göre dağılımı ayrı bir araştırma konusu olabilir. Sözü edilen rakamın 105 milyar doları Asya’ya, 90 milyar doları Güney Ameriak’ya, 21 milyar doları Doğu Avrupa ülkelerine yönelirken, koskoca Afrika Kıtası bu pastadan sadece 9 milyar dolar almakla yetinmiştir. İşin ilginç yanı yine son 10 yılda az gelişmiş ülkelerin bölgelere göre farklı trendlere sahne olmasıdır. Örneğin 1989’da dünyadaki dış yatırımların % 16’sını kendine çeken Asya ülkeleri, 1999’da % 12’ye düşmüştür. Buna karşılık Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin oranı %7’den % 11’e çıkmıştır. Afrika Kıtası’nın oranı yarı yarıya düşmüş, % 2’den % 1’e inmiştir.

Türkiye’nin durumu
Rakamların Türkiye yönünden analizi ise, gerçekten üzücü ve düşündürücüdür. Başarılı bir sonuç gibi gösterilmek istenen 783 milyon doları diğer ülkelerle karşılaştırırsak, durumumuzu daha iyi değerlendirebiliriz. Türkiye, yıllardır 1 milyar doların üstüne çıkmayı özlerken, sadece geçen yıl Kazakistan 1.6 milyar, Macaristan 2 milyar, Rusya 3 milyar, Malezya 4 milyar, Tayland 6 milyar, Singapur 7 milyar, Şili 9 milyar, Meksika 11 milyar, Arjantin 24 milyar, Brezilya 32 milyar doları kendine çekmiştir. İşin daha da acı yanı Türkiye’nin 50 yılda sağlayamadığı dış kaynağın iki mislini Brezilya’nın tek başına bir yılda elde etmesidir. Yapacağımız işlerin başında başarısızlığımızı kabul edip öncelikle hatalarımızı belirlememiz ve yeni bir strateji oluşturmamızdır. Özellikle kendimizi tanıtıcı bir atağa geçmemiz, özel sektörle devlet kuruluşları arasındaki koordinasyonu gerçekleştirmemiz, bıktırıcı ve caydırıcı bürokratik işlemlere son vermemiz, özelleştirme konusunda inandrıcı adımlar atmamız zorunludur. Şimdi yetkililerden beklediğimiz eldeki rakamları masaya koyarak, izlenecek yeni politikaya karar vermeleri ve bu doğrultuda başarılı ülkelerle temasa geçmeleridir. Hatta bir zamanlar özelleştirme dersleri verdiğimiz Doğu Avrupa Ülkeleri’ndeki deneyimler de bize yol gösterici olabilir.

Kuşa yem yetmez, güven de vermeli

Yabancı sermaye konusu yıllardır ülke gündemini işgal eder durur. Herkes bu konuda konuşur, fikir beyan eder. Dünyada katrilyonlarca -hadi trilyonlarca olsun- dolar gidecek ülke, desteklenecek rasyonel projeler arar durur.
Yahu neden Türkiye kalkınmanın motoru olacak, ülkeyi sağlam dış bağlantılarla dünya ekonomisine bağlayacak böyle bir imkândan yararlanamaz. Bulgaristan kadar, Romanya, Suriye kadar dış kaynak cezbedemez der dururuz ya. Anadolu insanı bu soruya cevabı yapıştırdı.
“Para ürkek bir kuş gibidir. Konacağı yerde sadece yem olması yetmez, aynı zamanla o yemin güvenli olması lâzımdır.”
O zaman bu ürkek kuş sürüsünün Türkiye’ye yıllardır uğramamasını bu ölçüye vurduğumuz zaman mesele anlaşılıyor.
Ülkemiz yatırımcı için gerçekten muhteşem imkânlar sunacak kapasiteye sahip.
Nüfusumuzun büyüklüğü yanında, genç nüfusun oranının yüksek olması pazar olarak bizi çok cazip kılıyor. Hangi sektöre el atsanız bakir bir alana giriyorsunuz. Üstelik işgücümüz belli ölçüde kalifiye hale geldi. Eğitim sisteminde köklü değişimlerle gençlerimizi teknik alanlara kaydırmamız mümkün. Zaten üniversite kapılarında çürüttüğümüz gençler böyle bir hamleye hazırlar.
Türkiye’de yabancı yatırımcılar için Anadolu insanının tabiriyle “yem bol”.
O zaman eksik olan onlara güven veremeyişimiz. Bunun da çok çeşitli boyutları var. Demokratik rejimin tam oturmayışı, alt yapının eksikliği, bürokratik açıdan diğer ülkelerle kıyasla felaket diyebileceğimiz durumumuz ve daha birçok menfi durum.
Ancak bütün bunların çözümü, hale yola konmasının tescil şartlarından biri siyasi istikrar. Bunu son yıllarda çok yazdık söyledik. Sağ olsun insanımız muhteşem sağduyusuyla, yine muhteşem bir meclis aritmetiği hediye etti. Ama gelin görün ki anayasa değiştirmeye yetecek oy potansiyeline sahip partinin kurduğu hükümete, ilk birkaç günkü şaşkınlıkla hoşgörünmek isteyen, çevreler, ani bir dönüşle yargılamaya, dişlemeye başladılar.
Ne olur Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasasının çerçevesi içinde teşekkül etmiş iktidar ve onun hükümetine millet beş yıl süre vermişse hiç değilse basın olarak biz de bir yıl süre tanıyalım. Üstelik bölgemizin savaş ihtimaliyle çalkalandığı şu günlerde siyasi istikrara her zamankinden daha fazla muhtacız. Gelin biraz sabırlı olalım. Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.

. Dış yatırım hakkında açıklamalar Dış yatırım konusunda bilgiler Dış yatırım hakkında Basında Çıkan Haberler

 

 

Şirket Haberleri Diger Sayfalar :

 

Editörün Secimi

Araç sigortaları

Nakliyat Sigortası

Hırsızlık sigortası

Eşya sigortası

Konut Sigortası

Online Trafik Sigortası

Özel emeklilik Sigortası

Özel Emeklilik sigortaları

Ölüm sigortası

Özel sağlık sigortası

Kapkaç Sigortası

Kaza sigortası

İşsizlik sigortası

Malullük sigortası

İşyeri Sigortası

Sigorta numarası

Eğitim sigortası

Danısmanlık Şirketleri

Ferdi Kaza Sigortası

Yurtdışı sağlık sigortası

Sel sigortası

Emeklilik yaşı

Tarım sigortası

 

 

Ara
En Çok Okunan
Okunma: 1
SSK da gün sayısı nasıl hesaplanır
Okunma: 0
Satış Teknikleri Nelerdir
Okunma: 0
İnsan kaynakları Nedir
Okunma: 0
Özel Finans Kurumları
Okunma: 0
İş yaşamında kişilik özellikleri
Resim
Pembe Sigorta
Pembe Sigorta

 

 

 

 

 |   |   | 
Copyright © 2007
Sigortalar Kadınlar