|
Ekonomi ve diplomasi
Sigortalardan.com
Şirket Haberleri Ekonomi ve diplomasi
Sigorta Şirketleri,Ekonomi ve diplomasi
|
 |
|
|
| |
Uluslararası ilişkilerin, azami duyarlılıkla takibi, varılan sonuçların değerlendirilmesi ve ülke çıkarlarını bu değerlendirme içinde hakkı olan yere oturtmak ve korumak biçiminde tarif edilebilecek diplomasi, uzun süre kendi parametreleriyle sınırlı kaldı. Bu, Türk dış politikası için de geçerlidir. Ekonomi, önceleri devletin asli görevleri arasında ve devletçe yönlendirilen bir uğraşı alanı olarak, diplomasiden uzak durdu. Savaşların siyasi sonuçları, daha çok toprak kazanımları veya kayıpları üzerinde yoğunlaştı. Savaş tazminatları da ekseri ahvalde, siyasi antlaşmaların bir cüz’ü olarak mütalaa edildi. Aslında, devletlerarası veya bugünkü anlamda uluslararası ekonomik ilişkiler fazla gelişmediği için, ekonomi de bir bakıma, devletlerarası ilişkilerin, gerektiğinde, ancak bir bölümünü oluşturuyordu. Bu ölçüler zamanla değişti. Ekonomi ve özellikle özel sektörün inisiyatifindeki ekonomi, devletlerarası ilişkilerde ön plana çıkmaya başladı. Bununla birlikte, özgün bir uluslararası ekonomi uygulması ortaya çıktı. Uluslararası kuruluşlar arka arkaya arenada yerlerini alarak politikaları etkilemeye ve yönlendirmeye koyuldular. Hükümetler, fiilen ekonomik faaliyetin içinden çekilmiş olmakla beraber uluslararası ekonomi politikalarının uygulayıcısı haline geldiler. Ekonomi, çeşitli enstrümanlar meyanında, bu defa diplomasiyi de kullanmaya başladı. Denilebilir ki, zamanla, diplomasi, ekonominin emrine girdi. Bunun en yakın misali, Avrupa Birliğidir. Avrupa Birliğini oluşturan ülkelerin dış politikaları, birinci derecede, Birliğin ekonomik ve sosyal hedeflerinin gerçekleştirilmesine endekslenmiştir. O kadar ki, son defa, Avrupa Birliği, artık ortak dış politikadan sorumlu bir otorite kurmak ve bir tayin yapmak zorunluluğunu hissetmiştir. Türkiyemiz, tüm bu cereyanları, biraz geriden de olsa, yine de takip etmiştir. Türkiye, uluslararası konjonktürün seyri istikametinde, kendisine özgü zorluk ve katılıkları yenerek, tedricen, serbest piyasa ekonomisi modelini benimsemiş ve bu yolda günümüzde çok önemli mesafeler almıştır. Türkiyede de, diplomasi, uzun yıllar, ekonomiye uzak durmuş, bunu, kendi uğraşı alanı içinde görmemiştir. Ne zamana kadar? Ta ki, özel sektör, güreşe çıktığı uluslararası rekabet piyasasında, devletin, ilgili ülkelerle olan siyasi ilişkilerinin sağladığı kuvvetten ilave destek almak ihtiyacını hissedinceye kadar. Bu aşamadan sonra, Türkiye’de diplomasi, ekonomiyle birlikte ve ekonomiye itici güç temin edecek bir anlayışla hareket etmeye başlamıştır. Bu anlayışın ilk örnekleri 1970’lerin sonlarına doğru görüldü. O tarihlerde de Başbakan olan sayın Bülent Ecevit, Dışişleri vasıtasıyle teşkilata yayınlamış olduğu bir genelge ile, misyon şeflerinin sicillerinin, bulundukları ülke ile, Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde sağlayabildikleri başarı ile orantılı olacağını, duyurmuştu. Böylece, misyon şefleri, ne kadar bağlantı yapılabilmesine vesile olabilirlerse, o derece makbul telakki edileceklerdi. Gerçekten, o tarihlerde, özellikle, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde büyükelçi olan meslektaşlarımızın çoğu, bu genelgeyi, klasik uygulama ve alışkanlıklarla telif edemeyip, yadırgamışlardı. Halbuki, bugün Türk diplomasisi de ekonominin emrine girmiştir diyebiliyorsak, ilk adımlar, sayın Ecevit’in genelgesiyle atılmıştı.
.
Ekonomi ve diplomasi hakkında açıklamalar Ekonomi ve diplomasi konusunda bilgiler Ekonomi ve diplomasi hakkında Basında Çıkan Haberler
| |