|
Ekonomi ve kamu yönetimi
Sigortalardan.com
Şirket Haberleri Ekonomi ve kamu yönetimi
Sigorta Şirketleri,Ekonomi ve kamu yönetimi
Devlet idaresinde en önemli kural, alınacak karar ve yapılacak yasal düzenlemelerin hem ilme, hem de ülke şartlarına uygun bulunmasıdır. İkisine birden mutabık olmayan her türlü karar ve düzenlemeler mutlak surette yanlış sonuç doğurur. Şimdi hem geçmişten, hem de içinde yaşadığımız günlerden bu yazdıklarımıza bazı misaller vermek istiyoruz. Hazine Genel Sekreteri iken 1967 yılının Haziranında bir Türk parası tebliği çıkarttık. 1980’den önce Maliye Bakanlığı, Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu’na dayalı olarak birçok önemli konuda tebliğler yayınlar ve bunlarla da ülke ekonomisine büyük yararlar sağlanırdı. Söz konusu tebliğ de bunlardan biri idi. Bunu o zamanki adıyla Merkez Bankası Genel Müdürü olan Merhum Naim Talu ile hazırlamıştık. Buna göre yurt dışında yaşayan yabancıların Türk Bankalarında döviz hesabı açmaları kabil olacaktı. Düşüncemiz şu idi. Nasıl İsviçre Bankaları bu sistem sayesinde ülkelerine döviz getiriyorlarsa, biz de İslam ülkelerinden bu yolla yabancı para sağlayabilecektik. Tebliği o zamanki Maliye Bakanı Merhum Cihat Bilgehan imzaladı. Tebliğin yayınlanmasından sonra 3 önemli gelişme oldu. Önce merhum Talu ile birlikte Suudi Arabistan Merkez Bankası’ndan mevduat yapmalarını rica ettik. O sırada bir Pakistanlı olan Bankanın Genel Müdürü isteğimizi kabul etmedi. Fakat Libya’nın devrilen Kralı İdris 10 milyon Dolarlık bir mevduat yapılması emrini verdi. Sonra da Kaddafi iktidara gelince para geri çekildi. Sonuncu gelişme de şöyle oldu. Türkiye’de kredi ihtiyacı bulunan ve yurtdışında güçlü ilişkileri olan kişiler birçok yabancıya Türk bankalarına mevduat yapmalarını sağladılar. Bunların Türk Lirası karşılıkları kadar da o bankalardan kredi alındı. Böylece hem ülkeye döviz girdisi oldu, hem de iş alemimize yeni kredi imkanı doğdu. Bir ara bu yolla ülkeye gelen döviz 2.5 milyar doları aştı. İşte işler böyle cereyan ederken 1979’da Halk Partisi hükümeti tarafından gelen dövizlere tanınan kur garantisi kaldırılınca sistem çöktü. Kur garantisi kaldırılırken öne sürülen argüman, dövizlerin transferi sırasında giriş ve çıkış tarihleri arasındaik kur farkının bütçeye külfet yüklemesi idi. Fakat hem bu kur garantisinin kaldırılması ülkeyi bir iç ve dış finansman imkanından mahrum bıraktı, hem de bundan faydalanan işletmelere büyük zararlar verdi. Çünkü alınan karar ülkemizin o günkü şartlarına uygun değildi. Başlangıçtaki düşüncelerimize bir başka misal verelim: Bilindiği gibi ülkemizde uzun zamandan beri enflasyon egemendir. Bundan kurtulmanın yollarından en önemlisi kamu gelir-gider dengesizliğini ortadan kaldırmak, başka bir deyimle vergi gelirlerini arttırmaktır. Genelde bize göre geçen yıl yapılan yeni vergi düzenlemeleri ekonomi ilmine aykırı değildir. Fakat ülkenin içinde bulunduğu şartlar dolayısıyla getirilen bazı yeni hükümlerin ekonomimize zarar verdiği de muhakkaktır. Nitekim bugünkü ekonomik kriz ortamının daha da genişlemesinde bazı yeni vergi düzenlemelerinin rolü çoktur. Nasıl erken koparılan karpuz kabak çıkarsa ülke şartları henüz uygun bulunmadığı için vergi düzenlemelerinin bazıları da arzu edilenin aksine sebep oldu. Temenni ediyoruz ki, hükümetin sol kanadı ekonomik kararlar alınırken 1979’da düştüğü ülke şartlarını göz ardı etme hatasına düşmez.
Kamu yönetim sisteminin DNA’sını değiştirme Bazı kişi ve kuruluşlar vardır ki, üzerlerine iş olmamasına, hiçbir zorlama yapılmamasına rağmen zaman, kaynak ve kadro ayırarak bir şeyler üretirler insanları ve ülkeleri için. Bunların hayata geçirilmesi elbette önemli ama, geçemediği için de bu düşünce programlamasından da vazgeçmezler. Böyle birini tanıyorum. Asker kökenli bir akademisyen..yarbaylıktan ayrıldı.. GATA’da dersler verdi. En son görev yeri olan Kırıkkale Üniversitesi’nden de emekli oldu gencecik yaşında. Ancak oturmuyor, vakıf kuruyor, fikir üretiyor, bir aydın platformu hazırlıyor imkanlarıyla. Bürokrasiyi de çok iyi tanıyor. Bir dönem Başbakanlıkta müşavirlik yaptı. Fiilen müsteşar gibiydi. Sonra Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda Kosgeb Başkanlığı’nı üslendi. Ama, sayın Bakan o’na yeniden yapılanma konusunda adeta yetkilerini devretmişti. Her yurtdışına çıkışında valizle kitap getiriyor. Bugün ise kendine has çalışmalarını sürdürüyor. İşte son çalışması Prof. Dr. Aziz Akgül’ün: Kamu Yönetim sisteminin DNA’sını Değiştirme Modeli. Yine kafaları karıştıracak bu çalışma. Çünkü bir çalışmasını hatırlıyorum. Hilton Oteli’nde Cumhurbaşkanı Demirel’in de hazır bulunduğu bu toplantıda kamunun yeniden yapılanmasında radikal önerileri dikkatle izlenmişti. Görüşlerine bir de Demirel Özalvari bir yaklaşım getirerek herkesi düşünmeye mecbur bırakmışlardı. Çünkü kafalar karışmıştı açıklamalardan sonra, hem sinevizyon gösterisinde, hem spot olarak verilen yumruk gibi özdeyişlerin aykırılığında. -Hocam ne yapmak istiyorsun bu çalışmalarınla? -Mevcut bürokratik sistem kilo vermesi gereken şişman insanlara benziyor. Kamu kuruluşlarının şişmanlığını azaltmak istiyorum. Eskimiş uygulamalar ve çalışma biçimleri değişmelidir. -Yani? -Daha az maliyetli, daha küçük, daha esnek, daha hızlı, daha verimli, daha etkin ve daha kaliteli bir kamu yönetimi işleyişi. Kamu sektöründe reform gerek. Problem de personel değil, onları tuzağa düşüren sistemdir. Devletin genetik kodunu yeniden yazmak gerekiyor. Yani mevcut DNA değişmeli. -Nasıl yapılacak? -Mesela eğitimde bütçeyi azaltmak ve kadroya daha az eğitimci almakla sistemi etkinleştiremeyiz. Performansı azamileştiren bir organizasyon gerçekleştirilmeli. Organizasyon fonksiyonu, büyüklük de stratejiyi takip etmeli. Manivela etkisi oluşturulmalıdır. Her şeyin değişmesi zorlanmalıdır. Öz, sonuç, vatandaş, kontrol ve kültür stratejileri geliştirirseniz.. -Ne olur? -Amaçta, rollerde ve gidiş istikametinde açıklık olur. Rekabetin ve performansın rekabeti etkiler. Alternatif seçim ve kalite, vatandaşa güvence verir. Yetki devri iş sirkülasyonu rahatlatır. Davranış ve çalışma atmosferinin değişimi sağlanır. Teşvik, motivasyon, moral gücü kendini gösterir. Hizmet standardı gelişir. -Vatandaşa ne verilecek hizmetin dışında? -Bittabi sorumluluk. Bu kamu kuruluşlarına da bir baskı oluşturur. -Böylesi şeyler çok yazıldı, çizildi, ideal çerçeveler getirildi. Ama hayata geçirilemedi. -Elbette uygulanabilir bir yönü de olmalı. Bunun için de yönetim ve politika üreten organizasyonlar gerçekleştirilmeli. DPT politika üretir Bakanlıklar da hizmet. SPK ve Bankalar Üst Kurulu gibi düzenleyici organizasyonlar kurallar koyar. Mahkemeler gibi, kanuni takip organizasyonları işi denetler. Türkiye’nin bir itici güce ihtiyacı var. -Bu ne olabilir? -Değişim stratejileri. Bunu da fonksiyonlara dayalı, yönetim sisteminde ve iş yapma sürecinde veya üretenler seviyesinde kullanabiliriz. Hızlı ve radikal bir değişim uygulanmak isteniyorsa, iş süreçlerinin yeniden tasarımı yaklaşımı uygulanmalıdır. Devlette çalışanlar, çalışma ile ilgili fikirlerini, eğilimlerini, inançlarını ve davranışlarını değiştirmek zorundadırlar. Bunun için de kamunun bir kültür stratejisi olmalıdır. Beyinleri tek tek değiştiremezsiniz. Perakente bir iş olur. Sonuç alınmaz. Tekrara kaçılır. Hatalar görünmez. -Biraz akademik değil de vatandaş diliyle anlatın lütfen. -Her kamu yani devlet kuruluşu misyon, vizyon, amaçlar ve performans hedeflerini tanımlamalı. Devam edecekler mi, kapatacaklar mı piyasa testi yapmalılar. Verimliliğin sağlanması da yeterli değil. Etkin, kaliteli, vatandaşa karşı sorumlu hizmet standartları geliştirilmelidir. -Sayın hocam gel şunu özetin özeti biçimde noktala, virgülü bile olmasın. -Performansın sözleşmeleriyle yöneticilere yetki verilmeli. Sorumlu tutulmalı. Ömür boyu çalışma yerine, başarılıların sözleşmeleri yenilenmelidir. Yetkiler alt kademelere de kaydırılmalıdır. Rekabet sağlanmalı. Hizmet verilmesinin maliyet etkin yöntemleri değerlendirilmeli. Hukuki düzenlemeler azaltılarak basitleştirilmelidir. -Özel sektör bunlarla hizmeti sırtlayacak. -Elbette. Çünkü rekabet olacak. Kaliteli hizmet aranacak. Yönetim ve iş yapan devlet kurumları birbirinden ayrılacak. Performans sözleşmeleri gerçekleşecek. İş yapanlara yetki devri verilecek. Aynı çiftçiler gibi. Hasat için gerekli şartları yerine getirirlerse sonuç elde edebilirler. Kamu Yönetimi Sistemi’nin DNA’sını değiştirme modeli özetle bu. Böyle bir modeli Prof. Aziz Akgül hayata geçirmeyecek. Sadece siyasi otoritenin dikkatine sunacak. Hem de arayış içindeki bir otoritenin.
.
Ekonomi ve kamu yönetimi hakkında açıklamalar Ekonomi ve kamu yönetimi konusunda bilgiler Ekonomi ve kamu yönetimi hakkında Basında Çıkan Haberler
| |