|
İnsan ilişkileri
Sigortalardan.com
Şirket Haberleri İnsan ilişkileri
Sigorta Şirketleri,İnsan ilişkileri
|
 |
|
|
| |
Günümüzde insanın rol aldığı her faaliyet bir bütün olarak değerlendiriliyor. Kaliteden bahsedilirken sadece ürün ve hizmetin değil; insanın, tamamen insani nitelikteki yönetimin ve ilişkilerin kalitesi de kastediliyor. İşte başarı, ancak iyi ilişkiler kurmakta başarılı insanlar eliyle mümkün. Günümüz iş dünyasına ilişkiler ağı dense yanlış olmaz. İDEM Danışmanlık ve Eğitim Merkezi yeni bir seminer tasarımını iş dünyasının hizmetine sunduğunu açıkladı. Genel katılımlı ve şirketlere özel olarak uzun süredir gerçekleştirilen seminerler sırasında bu yöndeki ihtiyacın belirgin bir şekilde ortaya çıktığını ve katılımcı şirketlerin; gerek seminer sırasında yapılan anketlerde ve gerekse şifahi olarak bu isteği dile getirdiklerini belirten İDEM yetkilileri, müşteri odaklı bir yaklaşımla “İnsan İlişkileri Semineri”ne karar verdiklerini açıkladılar.
Niçin bu seminer? Konuyla ilgili olarak kendisi ile görüştüğümüz İDEM Genel Koordinatörü Akın Öner Gülce şunları söyledi: “Tasarım grubumuzun yoğun çalışmaları ile hazırlanan seminerde insan ilişkileri bütün yönleriyle ele alınıyor. İşyerleri kolay gelinen ve özlenen yerler olmalı, hatta insanlar için sıkıntı ile ve zorunlu görevler için isteksizce gelinen değil eğlenceli ve mutlu olacakları yerler olmalı; başarı büyük ölçüde buna bağlı. Bütün bunlar ise insan ilişkilerinin başarıyla yürütülmesini gerekli kılıyor. Herkesle kolay geçinebilen ve kendisi ile kolay geçinilen; anlayan, anlatabilen ve kolaylıkla anlaşan yönetici ve çalışanlar her iş ve işyerinde her zaman aranan kimseler. Bu özellikler aynı zamanda iş dünyasının kafa yorduğu takım çalışması, liderlik, motivasyon, iletişim, danışman satıcılık gibi konuların arzulandığı gibi gerçekleşmesinin de vazgeçilmez şartı. Seminerde işlenen konular ana başlıkları itibariyle şöyle: İnsanı anlamak ve tanımak; insanın keşfi; alışkanlıklarımız ve biz; insanın kendini bilmesi; almakla değil vermekle doyan insan; düşünmek ve üretmek; kişinin kendini aşması ve kendisiyle barışık olma; işi ve başarıyı sahiplenmek; Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi; vizyon ve paradigma; empati ve dinlemek; kişisel özellikler (doğruluk, dürüstlük, samimiyet, şeffaflık, kişisel beceriler, analitik ve bütüncül bakış); öğrenmek; kendisi olmak, tabii olmak, içten davranmak; iyi iletişim kurmanın sırları; kıymet bilmek, değer, vefa; kaliteli bir hayat için temel prensipler; insana kazandıran ve kaybettiren huylar; verimliliğe, etkililiğe ve iyi ilişkilere giden yol; mutlu, huzurlu ve sağlıklı insan olmak.
Sıcak ortam Grup çalışmaları ve örnek olaylarla zenginleştirilen ve aktif katılımla bilgi ve tecrübe paylaşımının gerçekleştirileceği seminer 26 Mayıs Cumartesi günü 14.00 ve 19.00 saatleri arasında, genel katılımlı organizasyonları yaptığımız Radisson SAS Konferans Merkezi’nde. Başarının hem mimarı hem de kendisine kötü davrandığı takdirde en büyük engeli olabilen insanı ve onun kendisiyle ve çevresiyle ilişkilerini merkeze almayan hiçbir faaliyetin başarısından söz edilemeyeceği gerçeğinden hareketle hazırlanan tasarım, daha şimdiden katılımcılarımızın yoğun ilgisiyle karşılaşmış durumda. Seminer katılımcılarımıza daha öncekilerde olduğu gibi değer üretmek, onların yaşam kalitelerini artırmak ve başarı yolculuklarında onlara hız ve ivme kazandırmak İDEM olarak hedefimiz ve ümidimizdir.
Şirketler krizden eğitimle çıkıyor Ülkemizin içinde bulunduğu kriz ortamında “yandık, bittik, mahvoluyoruz vb” olumsuz yaklaşımlar yerine “ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz” anlayışıyla hareket eden ve en değerli varlığının başta insan olmak üzere kendi sermayesi ve bilgi olduğunun bilinciyle hareket eden şirketler bu özellikli dönemde, istikrarla eğitim çalışmalarını sürdürüyorlar. Sektörünün öncülerinden İhlas Hayat Sigorta, İDEM Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri ile, tüm çalışanlarını kapsayan uzun süreli eğitim çalışmasını sürdürüyor. İDEM’in dünya trendlerini yakından takip etmekle beraber ülkemiz insan ve şirketlerinin sosyo-kültürel yapısını da dikkate alan ve yoğun biçimde aktif katılımı da gerçekleştiren, örnek olaylar ve grup çalışmaları ile zenginleştirilmiş seminer çalışmalarından memnun olduklarını belirten İhlas Hayat Sigorta yönetici ve çalışanları eğitim programlarına aksatmadan devam etmeye özen gösteriyor.
Her yerde bilgi paylaşımı Geçen hafta Kayseri ve Civarı Elektrik Dağıtım A.Ş’nin daveti üzerine İDEM tarafından Kayseri’de şirketin kendi yerinde bir seminer çalışması gerçekleştirildi. Öte yandan geçen hafta kırtasiye alanında lider kuruluşlardan Eraysan, tüm çalışan ve yöneticileriyle Radisson SAS Konferans Merkezi’nde İDEM’den “Müşteri Odaklı Satış” seminerini aldı. Grup çalışmaları ve örnek olaylarla eğlenceli bir ortamda gerçekleşen seminer 7 saat sürdü. Aynı hafta içinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde matbaa sektörünün buluştuğu fuarda, iki gün üstüste fuar katılımcı ve davetlilerine yönelik olarak gerçekleştirilen “Krize Dayanıklı Şirket Kültürü” ve “Müşteri Odaklı Satış” konferansları ilgiyle izlendi. İDEM tarafından genel katılımlı seminerler de bütün hızıyla devam ediyor.
Esnaflığın temeli, insan ilişkisidir
Köşe yazarlarının ortak derdidir; Anadolu’nun bazı bölgelerinden iş adamları arar, ‘Benim şu başarım var, bu başarım var, neden bizleri de köşenizde Türkiye’ye tanıtmıyorsunuz? diye sitem ederler. En son bu yönde bir telefon daha alınca, bu konuda üzerime düşen borcu bu hafta yerine getirmeye karar verdim ve sipariş üzerine değil ama kendi gözlemlerime dayanarak, kendi çapında başarılı iki esnafı buraya taşıdım. Geçenlerde, dükkan dükkan dolaşırken Söğütlüçeşme Camii’nin hemen karşısında ‘Sinerji’ adlı cep telefonu hizmetleri veren bir işyerine girdim. Benim cep telefonu ikide bir ‘kafayı yediği’ için dertliydim, gittiğim yerler de derdime çare olamıyordu. Problemimi söyledim. Kimi dükkanlarda kapıdan girince yeterli ilgiyi görmediğinizi çok defa yaşarsanız, burada gördüğüm ilgili size anlatmama müsaade edin. Her çalışandan ayrı bir “Buyurun efendim” cümlesi duydum. Buna dükkan sahipleri de dahil. Derdimi söylediğimde çözmek için tek alternatif yerine bir kaç teklif geldi. Her çalışan ayrı ayrı ilgilendi. Esnaflıkta en zor şeydir; insanla uğraşmak... Ama ‘Sinerji’de ben bu zorluğun aşıldığını gördüm. Dükkan sahipleri Hilmi Uslu ve Nejdet Kaçar ile tanıştım. Çok az esnafta müşteriye karşı bu kadar ilgi gördüğümü söyledim. Hilmi ve Nejdet beylerle birlikte Seyhan Yalçınkaya, Emre Beşiroğlu ve Serdar Bahşiş isimli çalışanları da tebrik ettim. ‘Böyle bir hizmeti okuyucularıma da duyurmak isterim’ dedim ve bir fotoğraflarını istedim. Ancak ‘Sinerji’nin bir üzüntüsü varmış; onu da aktarmazsam olmaz. Bu kadrodan Serdar Bahşiş yakında kopuyormuş. Funda hanım adlı bir bayanla evlenerek yerleşmek üzere Fransa’ya gidiyormuş. Kendisine mutluluklar ve başarılar dilerim. ğ PVC’ciler hâlâ dertli Bir süre önce bu köşeden PVC sektörünün sorunlarına değinmiş ve ‘merdiven altı üreticilerinin’ sektöre büyük darbeler vurduğunu belirtmiştim. Cep telefonu dükkanında işimin halledilmesini beklerken Emre Beşiroğlu adlı çalışanın babası olduğunu öğrendiğim Habip Beşiroğlu adlı bir işadamı ile tanıştım. Kendisi Yenisahra’da PVC sektöründe faaliyet gösteren “Beşiroğlu Alüminyum”un sahibiymiş. Habip bey, PVC sektöründeki ‘merdiven altı imalatçılarını’ eleştiren yazımı okuduğunu, hatta o dönemde, yazımıza destek vermek amacıyla telefonda görüştüğümüzü bile söyledi. “Değişen bir şey yok” dedi Habip bey... “Merdiven altı imalatçılarla başımız dertte. Müşterilere en kaliteli markaları ve malzemeyi sunuyoruz. Onlar bize ‘Ama şu adam bu kadar paraya aynısını yapıyor’ diye tepki gösteriyor. Oysa gerçeğin öyle olmadığını söylüyoruz, o ürünleri kullandığınızda en fazla 2-3 yıl sonra yeniden kapınızı pencerenizi değiştirirsiniz, diyoruz. Bizim en kaliteli ürünleri en cazip fiyatlarla sattığımızı söylüyoruz. Bilinçli müşteriler aradaki farkı görebiliyor ama halkın geniş kesimine bunu anlatmak zor. Devletin bu merdiven altı imalatçılarına karşı daha etkin devreye girmesi gerekiyor. Gerçek kara para işte buralarda yatıyor. Ne olur bu derdimizi bir kez daha yazın... Hatta telefonlarımı bile yazabilirsiniz. Bizim gibi dürüstlükle çalışan yüzlerce esnafın bu mağduriyeti bitsin artık.” Ben de sorumluluktan kurtuluyorum ve işte yazıyorum. Habip beye ulaşmak ve bilgi almak isteyen olursa telefonu (0216-324 86 91)... Okuyucularıma buradan bir söz veriyorum; Bundan sonra ayrım yapmaksızın küçük-büyük demeden problemleri olan, başarılara imza atan işadamlarını köşeme taşımaya devam edeceğim. Çünkü Türkiye’nin kalkınmasında bu işadamlarının önemli bir kilometre taşı olduklarına inanıyorum.
"Sinerji" dedikleri şey... "Motorola'da bir keresinde uzun yıllar parça bölümü atölyesinde çalışmış bir sekreterle konuşuyordum. Bu bölüm mekanikçi (analitik, parça parça ayırarak) bir şekilde yönetilmektedir. Sekreterin şefi oyunu eski kurallara göre oynuyordu. "Çocuklarımdan biri hastalandığında" diye anlatıyordu. 'Şefim bunu duymak istemezdi. Belli saatlerde işte olmam ve görevimi yapmam gerekiyordu. Bunun dışında evde neyin olup bittiği onu hiç ilgilendirmiyordu. Kendisinden nefret ediyordum. Ve işimden nefret ediyordum. Ve sadece benden istenenleri yapıyor, başka hiçbir konuda kılımı kıpırdatmıyordum.' Şimdi bu bayan şirketin eğitim kurumu olan Motorola Üniversitesi'nde sekreter olarak çalışıyor. 'Yeni şefim bütünüyle farklı. Sabahları her zaman gülümser ve nasıl olduğumu sorar. Kocamın ve çocuklarımın nasıl olduklarını sorar. Çocukların biri hasta olduğunda bana işe gelmememi söyler. Kendisine hayranım ve onun için her şeyi yaparım.' Şimdi fazla mesaiye kalıyor. Kendi iş tanımının dışında kalan şeyleri yerine getiriyor. Bütün kişiliğiyle işin içinde, hem kendisi hem de işi gelişip büyüyor..." Yani aynı sekreter iyi davranıldığında aynı paraya ve zamana üç kişilik iş sığdırıyor. İşte kuvantumcu anlayışın "bir artı bir her zaman iki yapmaz, bazen iki bazen sekiz bile yapar. Bu da "sinerji" dedikleri şeydir. Anlayış değişmeden, sistem değişmez...
Empati işe yarar
İletişim son yılların gözde konusu... Kitaplar, konferanslar, seminerlerde enine boyuna ele alınan bu konunun en önemli boyutlarından biri "empati". Empati çok dar anlamıyla "İletişimde kendini muhatabının yerine koymak" olarak tamamlanıyor. Mesela bir arkadaşımız bize, bizimle ilgili bir tenkit yöneltiyor. Bu durumda hemen savunmaya geçeriz. Bu elde olmayan bir davranış. Ego harekete geçer. O zaman iletişim zayıflar. Ama kendimizi o arkadaşımızın yerine koyabilirsek, o zaman iletişimi güçlendiren bir davranış sergileme ve egomuzun etkisinden mümkün olduğunca uzak, objektif değerlendirme imkânına kavuşabiliriz... Şimdi kendimizi, Türkiye'ye müzakere tarihi verme konusunda mütereddid davrananlardan mesela Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder'in yerine koyalım. Onun gözüyle Türkiye'ye bakmaya çalışalım. Zor olduğunu kabul ediyorum. Ama gayret edelim. Demokratik hayata geçtiği kabul edilen 1950'lerden sonra, her on yılda bir ya bir askerî ihtilal ya da benzeri bir hareketle karşı karşıya kalan bir ülke... Bilimsel ve teknolojik açıdan dünya literatürüne son yıllarda büyük katkılar sağlayamıyan bir toplum... Lise çağında basmakalıp frankofon bir anlayışla aynı tedrisattan geçirilen gençlerin, heves ve kabiliyetlerinin dikkate alınmadığı bir eğitim sistemi... Bunun sonucunda üniversitede neresi olursa olsun bir fakülteye kapağı atıp, yedek subay ve ilerde devlet memuru olma vizyonundan başka hedefi olmayan ve ayrıca muazzam bir kültür yozlaşmasına maruz kalmış milyonlarca genç insanı barındıran bir yapı... Çok yavaş işleyen, ayrıca avrupa standartlarına uymayan bir hukuk düzeni... Envanteri kesin olarak belli olmayan bir ekonomi... Kayıt dışı ekonominin boyutları belli değil. Yarı yarıya diyenler var... Önü açılırsa güzel işler beceren, ancak çok fazla devlet desteğine şartlanmış bir özel sektör... Doğu ve batısı arasında gelir dağılımında ve dolayısıyla hayat standardında kısa zamanda düzeltilmesi zor olan farklılıklar... Globalleşmenin en önemli dayanaklarından kabul edilen kültürel farklılıkların bir zenginlik değil bölünme faktörü olarak algılandığı, sosyoloji biliminin gerçeklerine dayandırılamayan bir anlayış... Bütün bunların ötesinde son 4-5 yıldır çeşitli menfaat çatışmaları ve başsız koalisyon hükümetlerinden sonra milletin büyük bir ferasetle ortaya koyduğu bir Meclis aritmetiği... Ve ülkenin; partisi tek başına iktidarda olan, şiir okumaktan dolayı yasaklı lideri. Demokratikleşme ve insan hakları konusunda büyük atılımlar yapmaya arzulu bir millet çoğunluğu... Şimdi empatik davranın, kendinizi Schröder'in yerine koyun. Türkiye'ye sempatik bir yaklaşımla tarih verin. Ne dersiniz kolay mı sizce?
.
İnsan ilişkileri hakkında açıklamalar İnsan ilişkileri konusunda bilgiler İnsan ilişkileri hakkında Basında Çıkan Haberler
| |