|
İş hayatının kuralları
Sigortalardan.com
Şirket Haberleri İş hayatının kuralları
Sigorta Şirketleri,İş hayatının kuralları
Günümüz koşullarında iş hayatının rekabet ortamında yükselmek ve kariyer sahibi olmak hiç de kolay değil.
İş yerinde nasıl davranacağınızı bilemezseniz, yükselmek yerine başarısız bir eleman olarak kalırsınız. Böyle bir olasılıktan uzak durmanız gerekiyor. İş yerinde huzur içinde çalışıp başarıdan başarıya koşmak için alışılmış yöntemlere uymaktan kaçınmalısınız. Bu yöntemleri sizlere hatırlatmak istiyoruz:
Eleştiriye açık olun:
Patronunuz çalışmalarınızı sorguladığı zaman içgüdüsel olarak kendinizi savunmak istersiniz. Fakat böyle bir davranış, sizin problem çözmekte usta olduğunuzu göstermez, sadece kendinizi savunabildiğinizi kanıtlarsınız. İş yerinde eleştirilere açık olmak gerekir. Eleştiriyi kaldıramayan kişilerin mesleklerinde yükselmeleri olanaksızdır. Eleştiriler bir yanlış anlaşmadan kaynaklanmadığı takdirde, susup eleştiriyi dinlemek doğru olur.
Sabah sohbetleri:
Pazartesi sabahı iş yerine gelince, arkadaşlarınızla sohbet etmek istersiniz. Hafta sonunda neler yaptığınızı anlatmak için sabırsızlanıyorsunuzdur. Ama unutmayın patronlar, mesai saatlerinin sohbetle geçmesinden hoşlanmazlar. Özellikle sabah saatleri, en verimli çalışma saatleridir. Siz bu saatlerin bir bölümünü, tatil anılarınızı anlatarak geçirirseniz, göze batarsınız. Biraz sabırlı olun. Serüvenlerinizi anlatmak için öğle tatilini bekleyin.
Sorunları paylaşın:
Kendinize güveniniz tamdır. Bu güzel bir özellik. Fakat iş yerinde her şeyi kendi kendinize yapabileceğinizi düşünmeniz yanlış olur. Sorunları kendi yöntemlerinizle çözmeye çalışırken, istemeden hatalar yapabilirsiniz. Bu hatalar iş yeri için önemli
sorunlar yaratabilir. Kendinize ne kadar güvenirseniz güvenin, iş yerinde sorunların tek başınıza çözümlemeye çalışmayın. Her konunun
uzmanları olduğunu unutmayın. Sizden daha kıdemli kişiler mutlaka vardır. Bu kişilere danışarak, onlarla iş birliği yaparak sorunların üstesinden gelebilirsiniz. inanın patronlar da soru soran, yardım isteyen elemanlarını daha çok benimserler.
Zaman sorunu:
Her işi son dakikada yapmaya alışan bir kişinin iş hayatında başarı sağlaması çok zordur. Toplantılara zamanında yetişmek, verilen işleri, zamanında teslim etmek, önemli özelliklerdir. Bir toplantıya son dakikada yetişmek yerine, on beş dakika önceden toplantı salonunda hazır bulunmak çok daha doğru olur. Zamanınızı boşa harcamak istemediğinizi, beklemekle geçireceğiniz zaman içinde bir işi bitirebileceğinizi söyleyerek kendinizi savunursunuz. Ama inanın bu savunmaları kimse ciddiye almaz.
Amirlik taslamak:
İş yerinde çalışanlar değişik kategorilerde olur. Sizden daha düşük mevkide çalışanlara yukardan bakmak, onlara amirlik taslamak yanlıştır. Sizden küçük olanları ezmekle bir yere varamazsınız. İnsanları mevkilerine göre değerlendirmek yanlıştır. İş yerinde çalışan herkese sevgi ve saygı göstermelisiniz.
Giyimde rahatlık:
İş yerine giderken rahat giyebileceğiniz kıyafetlere öncelik tanırsınız. Bol bir kazak, kalın bir etek, kış günleri için size uygun gelebilir. Mini etekten hoşlanıyorsanız, hiç çekinmeden böyle bir etekle iş yerine gidersiniz. Ama iş hayatının bazı kuralları vardır. Bunlardan biri de ortama uygun giyinmektir. İş yerine giderken rahatınızı düşünmeyeceksiniz. İş yerinde derli toplu, uygun bir kıyafet aranır. Siz de buna uymak zorundasınız. Giyeceklerinizin abartılı olmaması gerekir
Bilgisayar oyunları:
Karşıdan bakıldığında çalışıyor izlenimini uyandırabilirsiniz. Fakat yakınınıza gelen kişi sizin bilgisayarda oyun oynadığınızı ya da dostlarınıza mesaj gönderdiğinizi farkedebilir. Bu tür çocukça uygulamalardan kaçınmalısınız. Çalışma saatlerinde oyun oynamak, mesaj göndermek hiç de hoş bir hareket değil. Arada sırada, boş kaldığınız zamanlar bu merakınızı giderebilirsiniz. Fakat zamanınızı bu tür işlerle geçirmeniz sizin çalışma hayatının gereklerini yerine getirmediğiniz izlenimini uyandırır. Lütfen daha dikkatli olun.
İş hayatının esnekliğe ihtiyacı var
Eğer çok çalışmazsak çocuklarımızın torunları da borçlu olarak doğacaklar. Dünyada tatilin en fazla olduğu ülkeyiz. Geri kalmış bir memleketin böylesi bir lükse hakkı var mı?.. O yüzden bırakınız haftada iki gün birden cumartesi-Pazar tatil yapmayı haftada bir gün dahi fazla. Doğrusu dönüşümlü olarak ayda iki gün tatildir. Zaten çalışan, çalışır gibi yapan değil gerçekten çalışanların cumartesi-pazarı yok. Onlar, hafta 7 gün 24 saat çalışmaktalar. İş ve ticaret hayatındaki dinamizmi de onlar temin ediyor. Çalışması gerekiyorsa bir iş yeri haftanın her günü ve sabaha kadar faaliyetine devam edebilmeli. Türkiye, kalkınacaksa herkes üzerine düşeni yapmak zorunda. Geçen hafta İş Kanununda değişiklik yapıldı. Değişiklik iki noktada özetlenebilir. Birincisi cumartesi gününün kısmen dahi olsa tatil olmaktan çıkartılması. Aynı düzenlemenin memurlar hakkında da olması lazım. O zaman devlet daireleri cumartesi açık olacaktır. Diğer taraftan banka çalışanları işçi statüsünde olduğuna göre bundan böyle cumartesi günleri en azından özel bankaların açık olmaları gerekir. Diğer yenilikse tatil günlerine dair. Yeni iş kanunu, işverene haftanın 7 gününden birinde çalışana tatil hakkı verme mükellefiyeti getirmiş. Kanun yapıcı belli ki iş hayatına hareket ve işverene esneklik kazandırmak maksadıyla böyle bir düzenleme ihtiyacı hissetmiş. Böylece işveren, işçileri arasında bir çalışma takvimi yaparak haftanın her günü iş yerini açık tutmak suretiyle üretim yapabilecektir. Türkiye, daha çok üretmek ve daha çok satmak zorunda. Onun için böyle bir kanuni düzenlemenin takdir edilmesi gerekirken bir CHP milletvekili, havayı bulandıracak bir çıkış yaptı. Ona göre esas maksat resmi tatil gününü pazardan cumaya kaydırmakmış. Cumanın tatil olması da laikliğe aykırıymış. Dolayısıyla bu kanunun hedefi laiklikmiş... Çocukluk bu kadar olur. Hayattan kopukluk da bu kadar olur... Çirkin bir mübalağa...İş hayatının esnekliğe ihtiyacı var Günlerle oynamak kimsenin derdi değil. Hepimizin derdi ise şu borçlar. Faizler. Borcun borçla ödenmesi. Geri kalmışlık. Üstelik isteyen istediği gün tatil yapsa kime ne? Ev ofislerinin geliştiği, evden üniversite bitirildiği bir çağda bu mantık acınacak bir zavallılık örneğidir. Şunu da demeden geçemeyeceğiz. Bu milletvekili cumanın Müslümanların kutsal günü olması sebebiyle ürkmekte. Peki cumartesi kimin kutsal günü, Pazar kimin kutsal günü? Biri Yahudilerin biri Hıristiyanların değil mi? Neyse ki Deniz Baykal mutedil hareket etti. Sayın Baykal'ın böylesi işgüzarlara dikkat etmesi lazım. Şahsi hesaplar peşindeki böyleleri şüphesiz ki en evvel kendi partilerine zarar verirler. Cumhurbaşkanı ve Anayasa Mahkemesi de rüzgâra kapılmamalı. Öküz altında buzağı aramak artık bu ülkeye yakışmıyor. 6 kelimeyle konuşan aydınlar nesli arkada kalmalı.
.
İş hayatının kuralları hakkında açıklamalar İş hayatının kuralları konusunda bilgiler İş hayatının kuralları hakkında Basında Çıkan Haberler
|