Merhaba, uzun zamandır yazmakta olduğum satış jargonu konusuna ilk defa farklı bir giriş ile başlamak istedim. Bu demek değildir ki konulara yönelik yazıyı bıraktım. Sadece bu hafta sonu eğitim amacıyla bulunduğum Karadeniz’in güzel şehri Samsun, buradaki kişiler, girişimcilerden etkilendim ve yazıma geçmeden önce bir giriş yapmak istedim.
Evet bir önceki paragrafta da söylediğim gibi 23-26 Nisan arasında eğitim amacıyla Samsun’daydım. Samsun’da bulunmama vesile olan iki kuruluşun adını söylemeden geçmek istemiyorum. Bunlardan birincisi İstanbul’da Perakendecilik ve Mağazacılık konusunda adeta bir okul gibi çalışan, benim de eğitim koordinatörü olarak yer aldığım, Kargem Kariyer Geliştirme Eğitim Merkezi, diğeri de kısa adı SAGİD olan Samsun Girişimci İş Adamları Derneği. Bu iki kuruluşun işbirliği ile iki farklı guruba eğitim vermek ve dolayısıyla bu dost insanlarla tanışma fırsatı buldum.
Gruplarda kendi aile şirketlerinde çalışan, yöneticilik yapan girişimcilerin olmasının yanı sıra profesyonel olarak bir işletmede çalışan kişilerle de tanıştım. Samsun Karadeniz’in göz bebeği bir ili olmasına rağmen yıllardır sadece ticaret yaparak bir yerlere gelmeye çalışmış. 10 yıl önce büyük iller sıralamasında beşinci sırada olurken bugün 35’inciliğe gerilemiş. Bu da hem girişimci olarak kendi hesabına hem de belirli bir işte çalışanları aşırı rahatsız ediyor.
Satış aracı konusunda söyleyebileceğim en önemli şey, satışın gerçekleşmesinin öyle ya da böyle araç ile yapılmasıdır. Burada bahsettiğimiz araç, satış için tamamen fiziksel olarak satışçıyı satış mahalline taşıyan bir otomobil, van, kamyon gibi araçlardır.
Bu araçlar satışçıların fiziksel olarak satış alanlarına gitmesini sağlamasının yanı sıra onları satış anına hazırlayan terapi bölgeleridir. Bu araçları anlatımda bir karışıklık yaratmamak için üçe ayırmakta yarar var. Bunlardan biri müşterinin ayağına ürünü götürerek yapılan sıcak satış, diğeri müşteriye sipariş almak için giderek yapılan soğuk satış, sonuncusu da randevu alınarak yapılan satışta alınan randevuya satışçıyı götürmek için kullanılan araçtır.
Araç ne amaçla gidiyor olursa olsun, satışçıyı motive eden, onu satışa hazırlayan bir rehabilitasyon kabini olması sağlanmalıdır. Bu söz ile herhalde konunun hangi boyutta konuşulacağını tahmin etmeye başlamışsınızdır.
Rehabilitasyon kabini sözü oldukça ilginç bir konu. Araç sizi satış öncesinde gerekli motivasyonu sağlayacak şekilde organize edilmelidir.
Müzik sadece satışçı için değil herkes için önemli bir motivasyon aracı. Yüksek sesle, hızlı bir müzik kişileri motive edebilirken bazen de gerebilir. Burada satışçı kendi müzik zevkine göre motive edeceği kasetleri bulmalı ve onları her zaman aracında bulundurmalıdır. Önerimiz sabah saatlerinde hızlı başlayan müziği, akşama doğru yavaşlatmak, enerjinin azaldığı noktalarda hızlandırmak şeklinde.
Satışçının rehabilitasyon kabininde bulunması gereken en önemli diğer motivasyon aracı yemek ve atıştırmak için bulunduracağı kraker tarzındaki ürünlerdir. Bunlara düşen kan şekerini ayarlamak adına çeşitli şekerlemeleri de ilave edebiliriz. Burada atlanmaması gereken en önemli konulardan birinin öğünlere uyup aç karnına satışa devam etmemektir. Açlık kişilerde stres, agresiflik getirir. Bu nedenle vücudu aç bırakacak şekilde ara vermelerden kaçınmak satışın daha verimli olmasını sağlayabilir.
Rehabilitasyon kabininde satışçının motivasyon araçlarından biri de düşüncelerden arınmak adına taşınması gereken bazı materyallerdir. Bunlardan biri kadınların daha çok kullandığı, fakat burada cinsiyet ayrımı yapmadan herkese önerdiğimiz tokadır. Değişik renklerde ve değişik büyüklüklerde gerçek ya da sanal olarak (gerçek olmasında yarar var) taşıdığımız “tokalar”...
Günlük sorunlarla boğuşan satışçı bunları kafasına takma eğilimi gösterdiğinde hemen torpidodaki tokalardan birini çıkarıp saçına takmış gibi düşünebilir. Cinsiyete göre erkek yağız bir satış temsilcisinin kafasındaki kırmızı tokayı hayal edin ve ne sorunları ne de tokayı kafanıza takmayın. Fiziksel olarak takmak bile gerekmeden sadece hayal bile etmeniz sizi o fikri çabuk bir şekilde sorun etmekten kurtulmanızı sağlayabilir.
İkinci materyal, yine torpidoda bulunması gereken “olumsuzluk kovucu sprey”dir. Bu sprey etrafımızda günlük olarak toplanan olumsuzluk mikroplarından kurtulmamızı sağlayacaktır. Özellikle günlük basını takip ederek ya da gün içinde görüp/duyup bilgilenerek sahip olduğu tüm olumsuzluk mikrobunu dağıtanlara etkili bir spreydir.
Bu spreyin kullanılma şekli çok basittir. Yalnız kullanmadan öce spreyin iyice çalkalanması, olumsuzluğa karşı kullanılan panzehirin en iyi şekilde dağılmasına yardımcı olacaktır. Aksi taktirde uzun süre kullanılmaz ve kullanmadan önce çalkalanmazsa gerekli etkiyi gösteremeyebilir.
Bu sprey belirli bir uzaklıktan olumsuzluk mikrobunu yaymaya çalışan, felaket tellalı, eleştiri meraklısı ve “olmaz” diyene karşı sıkılmalıdır. Sıkıldığı zaman spreyin içinden çıkan ilaç “harika” sözüdür. Yanınıza gelen ve size olumsuzluk mikrobunu bulaştıranlara yüksek sesle harika diye bağırın. Muhtemelen sizin delirdiğinizi düşünerek söylene söylene yanınızdan ayrılacaktır.
Rehabilitasyon kabininde yapmanız gereken bir başka şey de hayatın tüm dertlerinden ve sorunlarından direksiyon başına geçtiğiniz anda kurtulmanızdır. Bu fikirleri en hızlı şekilde aklınızdan çıkarmanız ve kendinizi işinize motive etmektir.
Bugünden itibaren araç ile satışa çıkanların trafiğin istediği araç ve gerecin yanında bu materyalleri de yanlarında bulundurması çok önemlidir. Trafik kontrollerinde olmayabilir ama bu yazıyı okuyan şef ve müdürlerin kontrollerinde bundan sonra önemli bir yer tutabilir.
Araçlarınızın markası, modeli şekli ne olursa olsun, onları birer rehabilitasyon kabini olarak gördüğünüz noktada satışlarınızın artacağı kaçınılmazdır. Bir materyal gerekmeden kabin içinde yapmanız geren bir başka konu da satışa girmeden önce şahsi olarak taşıdığınız kişiliği torpidoya kilitlemek ve satış görüşmesine öyle gitmektir.
Bu haftalık da yazımın sonuna geldim. Gelecek haftanın konusu satış araştırması olacak. Satış öncesinde daha etkin olarak yapmamız gereken araştırmayı, sistemini ve dikkat etmemiz gereken hususları konuşacağız.
Satış araştırması; bir satış temsilcisinin herhangi bir satış görüşmesi öncesinde o müşteriyle ilgili kendisine satış esnasında yardımcı olacağına inandığı tüm bilgileri toplamasıdır.
Araştırma, belirli bir konuyla ilgili yapılan çalışmalar… Konunun detaylarını, eksiklerini, fazlasını ve nereden gelip nereye gittiğinin belirlenmesi... Bir proje öncesinde, ilgili tüm bilgileri toplama ve detay çalışması yapma...
Tüm bu tanımlar araştırmanın sadece hatırlanması için aklımdan geçen bilgiler. Öyle sözlüklerde yazan bir şey değil. Branş icabı, araştırma denince aklıma ilk gelen şey pazarlama araştırması denen kavram.
Pazarlamanın her zaman araştırma ile başlaması, tüketici istek ve ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla yapılan çalışma da bir pazarlama araştırmasıdır. Okul bilgilerimi kaynak taramadan gözden (akıldan) geçirdiğimde araştırmanın iki türü aklıma geliyor. Bunlardan biri masa başı çalışması diğeri ise saha araştırması diye hatırlıyorum. (Buradan pazarlama bilimini bana sevdiren ve bugünlere kadar bu sevgimin sürmesini sağlayan Marmara Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Satış Yönetimi bölümünün değerli hocası, bölüm başkanı Prof. Dr. Sn. Asuman Yalçın’ın da kulaklarını çınlatmak istiyorum, sağ olun hocam...)
Neyse, araştırma konusuna satış araştırması için geliştirmeye çalışacağım tanım ile devam etmek istiyorum. Bence Satış araştırması; bir satış temsilcisinin herhangi bir satış görüşmesi öncesinde o müşteriyle ilgili kendisine satış esnasında yardımcı olacağına inandığı tüm bilgileri toplaması diyebiliriz.
Bu tanımda iki önemli yer var; birincisi; “satış esnasında yardımcı olacak bilgiler” diğeri ise; “bilgilerin toplanması” konusu, bu günkü yazımı bu iki konu üzerine kurgulamaya çalışacağım.
Satışa yardımcı olacak bilgiler nelerdir?
Bu bilgiler müşteri diye isimlendirdiğimiz şahsın etrafında dönen konuları içerir. Bu şahsı merkeze koyarsak, etrafında dönen diğer halkaları şöyle isimlendirmekte yarar var. Müşterinin firması, sektörü, yakın çevresi ve müşterinin kendisi diyebiliriz.
Bu bilgilerin önemi satacağımız ürün ya da hizmetin nevi ve sektöre, müşteriye göre değişiklik gösterecektir. En zor satışçı tipi olan “yaratıcı satışçılık” ile satılan soyut bir ürün sattığımızı düşünerek bilgilerin neler olması gerektiği konusunu düşüneceğim. Ürün olarak medya pazarlaması yani bir sektörel dergiye reklam sattığımızı düşünebiliriz.
Reklam alacağımız sektörde çalışan firma kaç yıllık bir kuruluş, sektördeki yeri, rakamsal büyüklükleri, iç ya da dış piyasadaki yeri, belki komik gelecek ama satılan ürünler, ürünlerin satıldığı yerler yani dağıtım kanalı, sektördeki rekabet, lider ile arasındaki konum, vizyonu, misyonu vb. konular.
Müşterinin kendisiyle ilgili bilgilere gelince, bunların başında hobileri, eğitimi, değerleri, karakter özellikleri, vb. konuları bilmeliyiz.
Bilgiler nasıl toplanır?
Yazının başında söylemiştik. İki tür bilgi toplama yöntemi var demiştik. Masa başı ve saha çalışması, firmayla ilgili bilgileri çağımızın en önemli bilgi toplama yolu olan internet sayesinde bulabiliriz. Bu bilgiler daha çok firmaların kendi web siteleri olacağından, çok fazla reklam kokacak ve tarafsız olmayacaktır. Tarafsız bir şeyleri masa başından bulmak isterseniz, ilgili sektörlerin dernekleri bu konuda yayınladıkları bültenler ile yardımcı olacaktır. Bu bilgiler de firmaların tek tek bilgilerinin yanı sıra sektörün bütünüyle ilgilidir.
En iyi saha çalışması ilgili firmanın satış noktalarındaki konumlarının incelenmesiyle sağlanabilir. Bu çalışmayla ürünün satıldığı yerdeki raf payları, rakip ürünlerle diziliş farkları ve biraz da ürünü satan perakendeci ya da mağazanın yetkilisi ile yapacağınız sohbet sizi doğru bilgiye yani satış esnasında kullanacağınız bilgiye ulaştırır.
Firmaları tanımanın bir başka yolu da fuarlardır. Burada firmaları en rahat şekilde inceleyebilir, yetkililerden gerekli bilgileri toplayabilirsiniz. Burada size bir önerim var. Lütfen bir şeyler satmak kendisini tanıtmak amacıyla para harcayan ve tüm enerjisini müşteri bulmaya yönlendiren bu kişilere doğrudan satış yapmanız gerçekten doğru bir hareket olmayacaktır. Çünkü satma modunda olan kişileri satın alma moduna getirirken morallerini bozarız. Güzel bir tanışma, alınıp verilen kartlar, örnek bir derginin bırakılması, bilgilendirme, fuar sonrasında bir randevu olabilecek en güzel satış hazırlığı olacaktır. Orada yapılmaya çalışılan sözleşme müşteriyi zora sokmak ve satışı sorun haline getirmek için davetiye çıkarmaktır.
Bu konunun istisnaları tabii ki vardır. Eğer sattığınız ürün/hizmet firmanın fuar esnasındaki bir tanıtımıyla ilgili ise, daha önceden müşteriyi bu konuda bilgilendirip, satış görüşmesi yapılabilir. Bir de satış yaptığınız müşteri sizin uzun zamandır müşteriniz ve ilgili derginin çıkmasıyla ilgili bir tarih ile fuar çakıştıysa, bu görüşmenin fuar esnasında yapılması da sorun değildir.
Unutulmaması gerekilen bir konu, fuarın öyle ya da böyle ticari bir ortam oluşturmasıdır. Bu ortamın sağlanmasında en önemli unsur, fuarın organizasyonunu yapan kuruluştur. Bu kuruluş ortaya çıkardığı bu ticaretin kendisi gibi benzer kuruluşlar ile paylaşılmasına pek sıcak bakmaz. Bu nedenle bir başkasının fuarında fuar katılımı için görüşme yapmakta doğru bir hareket değildir. Ama maalesef, çılgın rekabet altında firmalar birbirlerine yaptıkları her hareketin mübah olduğunu düşünür ve yanılırlar.
Farkındayım konuyu biraz dağıttım. Bilgi toplamada en önemli unsur, bunları müşteriye kör gözüme parmağını sokmak şeklinde sorular ile yapmamaktır. Unutulmamalıdır ki, satış; doğru soruları sorabilme becerisidir.
Bu beceri kolay kazanılmadığı gibi, soru sormak adına müşteriyi sıkmak şeklinde de olmamalıdır.
Satışçının en büyük hatası müşterini tanımadan görüşmeye gitmesidir. Maalesef bunların sayısı gözlemlerime göre pek küçümsenmeyecek kadardır. Lütfen, işine önem veren her satışçı müşterisi hakkında ihtiyacı olacak her bilgiyi toplamaya özen göstermeli.
Burada tabii ki satış yöneticisine de iş düşüyor. Her gün; kime gidiyorsun, ne iş yapar, nasıl bir firmadır, kime satıyor ürünlerini gibi soruları sormayı alışkanlık haline getirirse, satışçı “elektrikler kesikti”, “sular akmadı” gibi bahaneler ile dersini çalışmadığını söyleyemez.
Tabii önemli bir konu da farklı satışçı tiplerine göre farklı bilgilerin gerektirdiğini unutmamaktır. Özellikle plasiyer satışçılar mutlaka “ne satmıştım?” ve “bugün ne satarım?” diye kendine sormalıdır.
Bu haftada buraya kadar, hafta sonu bildiğiniz gibi anneler günü. Buradan birkaç şey söylemek istiyorum. Lütfen, sevgili annelerinize iyi bakın, sağlığında yanınızdayken kıymetini bilin. Bir gün yanınızdan ayrılacağı gerçeğini unutmayın, ve kendinizi buna hazırlayın...
Tüm annelerin anneler gününü kutlarım. Benim annem bu yıl da geçen yıldaki gibi, mutlaka beni ve bizi yukarıdan bir yerlerden izliyor. Onu buradan bu satırlardan bir hatırlamak istedim. Nur içinde yat anacığım...
Gelecek haftanın konusu satış argosu olacak. Satışta kullandığımız argo sözler ve satışa has jargonu değerlendirmeye çalışacağım. Tüm okurlarımdan arzum kullandığınız kendinize özel bir takım kelimeleri bana göndermeniz.
Neden Satışçı olmak istiyorsunuz?
Tüm mesleklerin gerçekten ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Hatta çeşitli sektörlerde aynı mesleği yapanların da ne kadar zorlandıklarını...
Satış da birçok meslek gibi başlı başına zor olan bir iş, satış eğitimleri sırasında mesleğe yeni başlayanlara mutlaka soruyorum, “İyi düşündünüz mü ?” Tabii bu soru nikâh masasına oturmuş az sonra evlenecek ve birlikte muhtemelen “evet” diyecek çifte sorulan soru gibi oluyor “İyi düşündünüz mü?”...
Mutlaka “evet” diyecek çiftin hassaslığı kadar bu mesleği seçme konusunda düşünmek zorluklarına göğüs germek önemlidir. Eğitim esnasına gelene kadar ya da nikâh masasına oturmadan önce hâlâ bir şeyler gerçek anlamda düşünülmediyse, ne satışçılık mesleği, ne de evlilik bu kadar kolay ve uzun olmayacaktır.
Eğitimlerime katılanlara eğitimin başında bir egzersiz yaptırıyorum. “neden satışçı oldunuz?” bunu onlara saatlerce anlattıracağımı hatta aralarında uzun uzun konuşacaklarını söylediğimde seviniyorlar. Ama onlara bu güne kadar yapmadıkları ve alışık olmadıkları bir sistem ile çizmelerini yani çizerek anlatmalarını istediğimde çok zorlanıyorlar. Burada söylemek istediğim bir şeyleri çizmenin zorluğu değil, onlar neden satış mesleğini seçtiklerini gerçekten kendilerine bile ifade etmekte zorlanıyor.
Şimdi bu yazıya beş dakika ara verin ve neden satışçı olmaya karar verdiğinizi bir kâğıda çizin, öyle karakalem çalışması gibi değil hani cin ali tabir edilen çöp adamlarla anlatın. Hatta bu çizimleri bir arkadaşınıza gösterin ve hiç konuşmadan onların çizimden ne anladığına bakın, doğru anlatabilmiş misiniz? İfade etmek istedikleriniz ile çizdikleriniz aynı mı? Bir test edin. Eğer bu çizdiklerinizden bana gönderme imkânınız olursa haftaya sizinle ilgili güzel şeyler söyleyebilirim. Yani bir nevi kahve falı gibi bir şey...
Çizerek ya da konuşarak gerçek nedenleriyle ve dürüstçe, makul ve mantıklı bir cevap vermeden satışçı olmaya karar vermeyin. Hatta bir ipucu satışçılığı insan ilişkileriyle ilgili yaptığınızı düşünüyorsanız, bunu yapabileceğiniz diğer meslekleri de sıralayıp, kıyas yapmanızı öneririm.
Satışçı olmayı ne kadar istiyorsunuz?
Satışçı olmak ve bu konuda kariyer yapmak isteyen arkadaşlarıma bir başka sorum ise “bunu ne kadar istiyorsunuz?” sorusudur. Bir şeyleri kuru kuru istemek elde etmek için yetmiyor. Satışçılığa adım atan herkes kendisine mutlaka bunu ne kadar istediğini sormalı, bunun cevabı ise “Çok istiyorum!”, “Dünyalar kadar !”, “Her şeyden çok!” gibi afakî şeyler olmamalı...
İstemek ile kastettiğim şey “vazgeçebilecekleriniz”.
- “Onu elde etmek için hayatınızdaki nelerden fedakârlık edebilirsiniz ?”
Bu soru satış için değil, karşı cinsteki arkadaşınız için, Ferhat’ın Şirin’i için dağları delmesi gibi, Romeo ile Juliet’in kendilerini kavuşamadıkları için öldürmesi gibi aşklar pek kalmadı ama yine de o sevdiğinize kavuşmak için hayatınızdan vazgeçebileceğiniz mutlaka bir şeyler vardır?
Bakın ben “okulu bırakın !” ya da “kızı kaçırın !” gibi şeyler söylemiyorum. Sadece; “Ona kavuşmak için vazgeçebileceğiniz alışkanlıklar (iyi ya da kötü) var mı ?” diye soruyorum. Kız arkadaşınız sigaradan nefret ediyorsa onunla birlikte olabilmek için kaçımız sigaradan vazgeçebiliriz?
Satış işiyle ilgili de vazgeçmemiz ya da fedakârlıkta bulunmamız gereken şeyler mevcut. Bunları göze alabiliyor muyuz? Bildiğiniz gibi satış oturarak yapılmaz. Hatta bununla ilgili güzel bir söz var. “Oturarak iş yapanlar sadece tavuklardır.” ...
Eğer tavuklar gibi iş yapmak istemiyorsak ve satışçılık mesleğini kendimize seçtiysek, seyahatleri göze almalıyız. Şimdi genç arkadaşlar için ilk başlarda keyifli görünen “tebdil-i mekânda ferahlık vardır” sözü ile pekişen bu seyahatler ayda 15 gün yapıldığında, yol stresi ve daha sonraki aile kariyerimiz ile birlikte çoluk ve çocuğu da eklediğimizde ızdırap olmasının yanı sıra aile içi anlaşmazlıkları da gündeme getirir.
Bunun dışında satış işinde özellikle bayanları bekleyen en önemli sorun, göz önünde olmanın ve bir şeyler satmakla ilgili müşteriler ile diyalog esnasında yaşanabilecek sorunlardır.
Şimdi bu satırları okuyan bayan satışçı arkadaşlarım bana kızacaklar;
- “Hocam, zaten ailemi bu iş için zor ikna ettim, siz neler söylüyorsunuz?”
- “Geçen gün eşimle bu yüzden kavga ettim...”
- “Nişanlım, evlenince satışçılık yaptırmam diyor...” gibi sözleri duyar gibiyim.
Hemen panik olmayalım, ben ailelere ve eşlere buradan sesleniyorum.
Soru: “Bu ülkede bayan olmanın zorluğunu sadece satışçı bayanlar mı yaşıyor? Her gün milyonlarca çalışan bayan karşılarında bulunan kişilerin her türlü açık ya da kapalı alenen ya da gizli tacizi ile karşılaşmıyor mu?”
Cevap: Karşılaşıyor!
Satışçılık mesleği ile ilgili çalışanlar bunu belki bir parça fazla yaşıyorlar. Ama sonuç olarak kendini bilen ve kadınlığı bu meslek için alet etmeyen milyonlarca satışçı bayan da ekmeklerini bu işten kazanıyorlar. Bu mesleği isterken ya da vazgeçebileceklerimizi düşünürken bu unsurları da kaçırmamak gerekir.
Hayatınızın en büyük satışını bu mesleğin sizin için doğru olduğunu karşınızdakine ispatlayarak başlayacaksınız. Bu aileniz ya da eşiniz olabilir. Onları ikna ettiğiniz noktada başarı sizi bekleyecektir.
“Teşekkürler takım”
Size bir ikincisi asla bulunamayacak olan bir takımdan bahsetmek istiyorum. Bu ne bir futbol ne de bir basketbol takımı. Bu, liderliğin nasıl olması gerektiğine dair bir fikir ve motivasyon örneği vermek için bütün güçlerini birleştirmiş iyi eğitimli, samimi ve çalışkan insanlardan oluşan bir grup.
Tabii ki, acente satış müdürlerimiz için Antalya’da düzenlediğimiz seminere katılan pazarlama ve eğitim uzmanlarımızın oluşturduğu takımdan bahsediyorum. (İsimler sırasızdır -Duygu, Elif, Ayşenur, Pınar, Dilek, Ali, Mesut, Volkan, Mustafa)
Dokuz gün boyunca kırk kişi sabah saat sekizden akşam sekize kadar tek bir hedefe yönelik bir takım olarak bir arada çalıştılar. Hedefleri halkın ihtiyaçlarını anlayan ve halkı eğiten profesyonel dünya standartlarında sigorta acenteleri satış sistemini gerçekleştirmekti.
Türkiye’nin en verimli ve en etkili satış yönetimi sistemini oluşturmak için genel müdürlük uzmanlarımız, acente satış müdürleri ile kaliteli elemanların seçilmesi ve işe alınmasından, idari ayrıntılara, elemanların eğitimi ve onlarla birlikte piyasa çalışmasına kadar her konuda birlikte çalıştılar.
Herkes bir diğerinin sorumluluklarının ne olduğunu bilir ve her aşamada tam destek ve katılım gerçekleştirilir. Genel Müdürlük pazarlama ve acenteler uzmanlarının insan kaynakları yönetimi, istatistik, idari detaylar, eğitim, pazarlama ve acente yönetimini de içeren çapraz eğitim becerileri de başarının temel anahtarıdır.
Satış müdürleri bu takım ortamına dahil olmaları konusunda eğitildiler ve şimdi herbirinden acentelerinin yönetiminde çok fonksiyonlu olarak rol almaları bekleniyor. İhlas Hayat Sigorta A.Ş.’yi ve sigorta sektörümüzü temsil edecek olan satış temsilcilerinin profesyonellikleri konusunda hiçbir özür veya istisnaya izin verilmeyecektir.
Gerçekten de takımımızın kendilerini işlerine adamalarını, ekip içindeki mükemmel koordinasyonu sağlayabilme sorumluluğunu üstlenmelerini seyretmek büyük zevkti. Bu takımın bir parçası olmaktan gurur duydum ve bu örnek olarak gösterilen davranışlar, takımımızın yeni elemanlarına yani kendi satış ekiplerini başarı için yönlendirecek olan satış müdürlerimize bir standart teşkil edecek şekilde sunuldu.
Bütün bu çabaların en önemli sonucu, halkın kaliteli hizmet ve müşterilerinin ihtiyaç istek ve arzularına uygun çözümler üretebilecek bilgili satış mümessilleri istemek konusunda her türlü hakka sahip olduğuydu.
Ben bu fırsatı değerlendirerek genel müdürlük ekibimize ve takımımızın yeni üyelerine (satış müdürlerimize) mükemmel ekip çalışmaları ve işbirlikleri için teşekkür etmek istiyorum.